
Sevgili Kuzenim, Ağabeyim Avukat Celal Özdemir’i de bu gün gönderiyoruz sonsuz yolculuğuna.
O, ailemizin ve köyümüzün ilk iki hukukçusundan biriydi. Ne acı ki beş aylık arada, ani vuruşlarla ikisi de aramızdan ayrıldı.
Bir sohbetimizde köyümüzde yaşanan bir uyuşmazlıktan söz ettiğimde; “Ben bir köyden vazgeçtim, sen bir parçadan vaz geçemiyor musun?” demişti.
Öğrencilik yıllarında yaşadığı bir kırgınlık nedeniyle arkasına bakmadan ve geriye dönmeden; doğduğu, çocukluğunun geçtiği topraklara elli üç yıl ayak basmamıştı.
Bir gün, 2017’de-günü birlik, hukukçu öğretim üyesi oğlu Ali Murat’la birlikte köye uğradığını söylediğinde, ‘gözlerindeki ışıltı ve hüzün o kadar çok şey anlatıyordu ki’, derinliklerinde kayboldum desem yeridir.
Sevgili çocuklarının betimlemesiyle, “Malatya Ayrancı Dağları’nın Vakur Kartalı…” barış güvercini oluvermişti.
Aslolan, insanlara dışardan değil, içerden bakmak ve onu görmek olsa gerek!
İlkokulu İğdir Köyü’nde, orta öğrenimi Akçadağ Öğretmen Okulu’nda okumuştu. Mezuniyetini takiben Lise fark derslerini vererek Ankara Hukuk Fakültesi’ne girdi. Hıdırlık Tepe’de bir ilkokulda öğretmenlik, Cebeci’de öğrencilik yaparak fakülteyi dört yılda bitirmişti.
Hukuk öğrencisi iki kuzenimin-ağabeyimin, 1962’nin kar altında bir şubat günü Hekimhan tren istasyonunda ellerinde fileler dolusu kalın kalın kitaplarla kara trenden inişlerini bu gün gibi anımsıyorum.
Taşıma gereçleri file, yükleri boylarından büyük kitap olan yakınlarıma imrenerek bakmak, benim için, ne kadar değerli bir örnekti.
Ortaokul birinci sınıf öğrencisiydim. Babam o gün köyden bana yiyecek vesaire getirmişti. Kitapları katıra yükleyen, ıslanmasın diye üzerlerini sıkıca örten rahmetli babamın sessizce akan gözyaşlarını yıllar sonrasından görür gibiyim.
Annesi babamların küçük kız kardeşiydi, onu çok severlerdi. 1957’de, bir yaz günü hiçbir hastalığı olmadan ve aniden genç yaşta kaybettikleri kardeşlerini hep sevgiyle andılar. Çocuk aklımla, ‘sanırım babam onu anımsadı,’ diye düşünmüştüm.
Kısa bir süre Orman İdaresi’nde ve Türkiye Öğretmenler Sendikası’nda kurum avukatlığı yaptıktan sonra serbest avukatlığa başlamıştı. Sıkı bir Cumhuriyetçi olup Cumhuriyetin vazgeçilmez okuruydu. Milletvekili adaylığı olmakla birlikte aktif politikaya kendisi açısından çok sıcak bakmadı.
Ankara Barosu’nun “elli beş yıllık duayen” üyesiydi. Avukatlıkta Ellinci Yıl Plaketi sanırım en önemli belgeliklerinden biriydi.
Avukatlık stajımı bürosunda yaptım. Beni stajyeri gibi görmüyordu. “Sen henüz avukatlığa başlamadın ama bir büroyu rahatlıkla yönetecek birikimin var,” deyişi, beni mutlu ve onore ediyordu. Özlü söz niteliğinde söylemleri olurdu: “Kasaya girmemiş parayı kendinin sayma!”, “Acıma, acırlar!” sözleri bunlardan yalnızca ikisi. Kendi açımdan şunu da belirtmekte yarar görüyorum. Ben hala acımaya devam ediyorum. Huy işte, can çıkmayınca çıkmıyor demek ki…
Anafartalar Caddesindeki tarihi Adliye Binası, Kraner Han, Rüzgârlı sokaktaki Adliye binaları, Altındağ Adliyesi, Yenimahalle Adliyesi, Sıhhiye’deki Ankara Adalet Sarayı, son yıllarda Ankara’nın dört bir yanına saçılan Adliye binalarının koridorları, duruşma salonları; Yargıtay’ın geride unutulmuş tarihi binası; bir emektarınızı, bir bilgenizi daha tarihe gönderdiniz.

Öktemer Han, Taş Han, Gama İş Merkezi farkında mısınız, bilmem; havanızı bolca ve yıllarca soluyan bir beyefendiyi, bir konuğunuzu, bir sakininizi, bir hukukçunuzu daha kaybettiniz!
Raflar dolusu, el değmedik sayfası kalmamış kitaplar, bundan böyle hangi el size dokunacak, kimin beynine katkı koyacak, kimin hayatına dokunacaksınız?
Themis!
Kadın olarak bağımsızlığı, yanındaki kitapla aklı-bilgiyi kutsayacak, ayağının altındaki yılanı etkisiz hale getirecek, eşitliği-tarafsızlığı simgeleyen göz bağını açmadan sol elindeki teraziyle kılı kırk yararak adaleti doğru dağıtmaya, destek ve muhalefet gücünü, sağ elindeki kılıçla akıl ve adalet gücünü, caydırıcılığı simgelemeye devam edeceksin değil mi?
Güle güle Sevgili Ağabeyim!
Karşıyaka’nın selvileri bir kez daha hışırdadı, esen yele bir kez daha direnerek narin narin salındı.
Rahmet toprağı sularken;
Dürüst, yetkin ve onurlu yaşamını bırakarak ayrıldın aramızdan.
Yaşadığımız sürece seni saygıyla anacağız.
Nur içinde yat.
29.11.2021/ANKARA
Abidin ŞAHİN