…“Bu Âlemde, ne çok ayıların dolaşıyor Ya Rab!” ( dense, gerçek ayılar kendisine hakaret sayar mı? dersiniz. a.ş.)
“…akıl, vicdan ve ruh. Bunlar daima rahmanidir. Akıl, insanı insan yapan özelliktir… Vicdan, içimizdeki Tanrı’nın sesidir.
…bunların karşısında; zekâ, nefs, ego ve şeytan söz konusudur…”
Seçimi kim yapacak, hangisini seçecek? Yıllar önce Gazi Yaşargil’i rica minnet Türkiye’ye getirirler. Dönemin YÖK’ü dosyasında ilkokul diploması yok, der.
Doğu toplumlarının 3 düşmanı (3 T); tembellik, tevekkül, teseyyüp (adam sendecilik). Batıda (3F) sendromu olarak adlandırılır; Futbol, fiesta, festival.
İslami bilgisi olmayan kişi, Müslümanlığı sakalın boyunda, cübbenin uzunluğunda, sarıkta, pantolonda, çarşafta, seccadenin renginde arıyor.
Müslüman olmak, sadece domuz eti yememek değil, başkasının hakkını domuz gibi yememektir, de!!
Bizde akademisyen çok ama bilim adamı (insanı a.ş.) yok… Akademisyen kaynak gösterir, bilim adamı kaynak olur… Bilim hayaldir, hayalle başlar…
Peygamberimizin bir hadisi vardır: ’Çocuklarınızı zeki ve kültürlü annelere emzirtiniz.’… Eğitim anne karnında başlar… Çocuk eğitimini sütten bile alıyor… Şikâyetin varsa git ama şikâyetin yoksa yanından bile geçme, doktordan, hastaneden uzak dur… Yarım doktor candan, yarım hoca dinden edermiş…
Bir İngiliz atasözü vardır; siz sadece eski yöntemler üzerine işinizi yürütürseniz, her şeyi onun üzerine bina edersiniz bir gözünüzü kaybedersiniz. Ama onu da unutursanız ondan ders almazsanız iki gözünüzü birden kaybedersiniz…
Bin yıl öncesinden beri devam eden Haçlı zihniyeti, bizi birtakım ahret kilitli gayretler üzerine tutup, bu dünyanın, bilimle, ilimle ilgili olarak çalışmalarını bir tarafa bıraktıran felsefe (düşünce a.ş.), maalesef bizi bu noktaya getirdi… İslam özellikle öteki dünya kavramından bu dünyaya dönmek durumundadır…
Çinlilerin bir atasözü vardır: ‘Dilerim hep aranan insan olasınız’ diye…
Bilimde nas yoktur, yani dogma bilimde yer almaz… İlim stabil(durağan), bilim labil (değişken)dir… Dedem derdi ki, oğlum ne bulursan oku, içerisinde sana faydalı olmayacak hiçbir kitap yoktur…
…felsefe ve edebiyat mutlaka bütün fakültelerde mecburi ders olarak okutulmalı… Felsefe, düşünmeyi, akıl etmeyi; …edebiyat bir virgülün dahi ne kazandırdığını… bildirir ve uygulatır…
…Üç kişinin eli öpülür: anne, baba, hoca (öğretmen, a.ş.)… Hep deriz, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır, der (deriz de hep a.ş.) susarız…
Geri kalmışlık bir bütündür, parçalanamaz. Bir ülke, bir toplum geri kaldı mı, tepedeki insanından dağdaki çobanına kadar herkes ve her kesim kendisi oranında, kendisine düşen payı alır…
Liyakatı esas tutmalıyız… kendi başına en az iş yapan dördüncü parmak, yüzük parmağıdır ama yüzük de ona takılır… İnsanlar yaptığı işi en iyi şekilde yapmak için gayret sarf etmelidir…
Allah-u Teala Hazreti Peygamberi veya İslamiyet’i, Kur’an’ı cahiliye dönemindeki Arapları cehenneme değil de cennete koyalım diye indirmedi. İnsanlık için inmiştir…
Peygamber Efendimiz: Âlimin ölümü âlemin ölümüdür. Âlimin uykusu cahilin ibadetinden daha hayırlıdır, diyor… insan ya yazılabilecek bir şey yapmalı ya da yapılan bir şeyi yazmalıdır…
Zekâ bir bıçağa benzer, hayra da kullanırsın, şerre de kullanırsın… Aklın gölgesinde(ki, a.ş.) zekâ işe yarar…
Din adamlarının, hâkimlerin, hukuk adamlarının cübbesi vardır ve evet bilim adamlarının da cübbesi vardır… Anlamı insanlar arasında fark gözetmemesidir… Cübbelerin düğmesi yoktur ve olmaması lazım… (Düğmesiz cübbeye-saraylarda-kendi öz elleriyle düğme dikenler var. Ne acı ki, çok acı… a.ş.)
Aralık, 2019, Çayyolu, Çankaya/ANKARA
Av. Abidin ŞAHİN
(1) BEYİN SİZSİNİZ, Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN (Tıp Profesörü, Beyin Cerrahı, Bilim Adamı, Düşünür, Teolog, Yazar, Şair, Güftekâr.) Bu yazı; “Ölçülemeyen hiçbir şey bilimin konusu olamaz. Her şey ölçülebilirdir.” diyen Hoca’nın, affına sığınarak, anılan yapıtından seçkiler olarak alıntılanmıştır.
(2) ( a.ş.) olarak konulan işaret tarafıma aittir.